Hyperlapse Test Çekimini Nasıl Yaptık

Bu yazımızda hyperlapse test videomuzla ilgili ayrıntıları açıklamaya çalıştık.

Hyperlapse konusunda bilginiz yoksa Timelapse Nedir konulu yazımızı okuyabilirsiniz.

kocatepe_1

Hyperlapse timelapse türü bir uygulamadır ve tek farkı kameranın sabit değil hareket halinde olmasıdır.
Hyperlapse denemesi için 18 Kasım 2015’de Ankara Kocatepe Camii’ne giderek yaklaşık yarım süre boyunca test çekimleri gerçekleştirdik. Fotoğrafları raw formatında çektik ve tripod kullanmadık. Bu tür çekimlerde tripod kullanmak elbette daha iyi sonuçlar verecektir fakat tripod kullanmadan da istediğiniz görüntüleri elde edebilirsiniz. Bu arada toplamda yaklaşık 200 civarı fotoğraf çektik.

kocatepe_2

Kullandığımız Ekipman:

Canon 5D Mark III
Canon 24-105 Lens
Fotorğrafları çekecek biri

kocatepe_4

Düzenleme Aşaması

İlk önce çektiğimiz fotoğrafları raw haliyle sekans olarak Adobe After Effects programının içine attık ve program yardımıyla renk düzenlemesi yaptık. Bu sürecin çok sancılı olduğunu söyleyebilirim. Zira her biri 35 Megabyte boyutundaki fotoğraflardan video dosyası oluşturmak HP Z820 Workstation için bile bir hayli zorlayıcı oldu.
Sonra aynı işlemi baştan alarak bütün fotoğrafları Adobe Lightroom programında düzenleyerek jpeg formatına çevirdik ve sonrasında After Effects programının içine attık. Bu şekilde işlemler daha hızlı oldu fakat raw haliyle elde ettiğimiz videonun daha kaliteli bir sonuç verdiğini söyleyebilirim.

kocatepe_4

Bir sonraki adımda yine Adobe After Effects programında stabilizasyon uyguladık ve videodaki sarsıntıları aldık. Test videosunun son halini aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Sokak Fotoğrafçılığında Net Fotoğraflar Elde Etmek, Özellikle Geceleri

0

Net fotoğraflar çekmek ileri düzey teknik beceri gerektiren bir iştir. İnsanlar hızlı hareket eder, siz genelde hızlı hareket edersiniz, ışık genelde yeterli değildir ve çoğunlukla fotoğrafı hızlı bir şekilde çekmeniz gerekir. Genelde gece çekilen fotoğraflara bakarsanız ortak hatalarla karşılaşırsınız. Ya fotoğraflar yeteri kadar net değildir ya da fokus oturmamıştır.

Örnek Gece Fotoğrafı
Örnek Gece Fotoğrafı

Sokak fotoğrafçılığında net fotoğraf elde etmenin bir çok yolu vardır, şimdi onlardan bazılarına göz atalım.

1 – Geniş açı lens kullanın

Geniş açı lens kullanmanın bir çok sebebi vardır. Bunların başında gelen sebeplerden biri ise geniş açı perspektifler daha geniş alan derinliğine sahiptir. Bu dademek oluyor ki geniş açı lenslerle çekim yaparken bir şekilde fokus kaçırırsanız net alan derinliği fazla olduğundan objeniz hala net alan derinliğinde yer alabilir. Dezavantaj olarak görülebilecek tek konu ise geniş açı lensllerle çekim yaparken objenize biraz daha yaklaşmanız gerekir fakat bu genelde daha iyi bir görüntü elde etmenizle sonuçlanır.

Bir diğer sebep ise geniş açı lensler telefoto lenslere göre genelde daha hafiftir. Bu da size daha kolay manevra yapabilme imkanı sunar. 28mm, 35mm ve 50mm lensler sokak fotoğrafçılığında en çok kullanılan lens çeşitleridir. Bana sorarsanız 28 mm aralarında en iyisidir.

2 – Uygun fotoğraf ayarları seçin

Yavaş hareket etmenize rağmen net fotoğraflar çekmek istiyorsanız enstantane değeriniz en az 1/320 olmalı. Önerilen değer 1/500’dür fakat yetersiz ışık koşullarında ya da objeniz nispeten yavaş hareket ediyorsa değeri bir nebze daha düşürebilirsiniz.

Bunun yanında diyaframı da mümkün olduğunca kısmalısınız. (Kısık diyafram=büyük değer anlamına gelir) Geniş açı lens tercih etmemizdeki temel sebeplerden biri olan alan derinliğini arttırma isteğinden dolayı f/8 ile f/16 değerleri arasında çekim yapmalıyız.

Şayet 1/320 ya da 1/500 enstantane değerlerinde ve f/8 diyafram açıklığında çekim yapmak istersek ve bulunduğumuz ortamdaki ışık koşulları da yeteri kadar iyi değilse iso değerini biraz yükseltebiliriz. Bu biraz kullandığınız fotoğraf makinenizin limitleri ile de ilgilidir. Makinenizin iso performansını öğrenmek için test etmelisiniz. Iso değerini yükseltirken ise dikkat etmemiz gereken nokta fotoğrafımızda gren oluşmadığından emin olmamızdır. Bu da yine makinenizin ışık hassayitenie bağlıdır.

3 – Bölge Netleme – Ön Netleme

Şayet fotoğraf çekmek istediğiniz alanda hareketli nesneler bulunuyorsa vu hareketli nesnelere olan mesafenizde sabit bir obje bulunuyorsa hareketli nesneler kadrajınıza girmeden önce sabit objeye netleme yaparak fotoğraflarınızı manuel netleme ayarlarında çekebilirsiniz. Bu size objenizi kadraja alırken büyük oranda zaman kazandıracaktır.

4 – Durun

İnsanların özellikle son zamanlarda sokakta fotoğraf çekerken hareket halinde olduklarına şahit olmaya başlamışsınızdır. Hareket halinde çektiğiniz fotoğraflar şayet makinenizizn tüm ayarları kusursuz olsa bile bulanık çıkacaktır. Zira hem objeniz hem de makineniz (elinizde olduğu için) hareket halindedir ve her ne kadar saniyenin 500’de birini dondurmak isteseniz de bu süre içinde meydana gelen sarsıntı fotoğraflarınıza bulanıklık olarak yansıyacaktır.

5 – Yerinizi belirleyin

Sokak fotoğrafçılığının en önemli kurallarından biri de lokasyonunuzu belirlemektir. Fotoğrafınızı çekmeden önce kadrajınıza almaya değer bir nokta bulun ve bu nokta/yer/mekan kadrajınıza girmeye hak kazanacak kadar iyi olduğu anda deklanşöre basın. Bu adım biraz zahmetli olabilir ama inanın çekdiğiniz fotoğrafları görünce beklediğinize değdiğini göreceksiniz.

6 – Geri adım atın

Gündüz çekilen fotoğraflarda objenize yakın olmak çoğu zaman daha iyidir fakat geceleri işler değişir. Eğer objeniz nispeten daha küçükse ve gecenin karanlığıyla bağdaşmışsa ortaya daha iyi bir görüntü çıkacağından emin olabilirsiniz.

7 – Işık kaynağı bulun

Işık saçan büyük tabelalar, sokak lambaları, dükkan ışıkları gece fotoğraflarınızdaki ışık eksikliğini bir nebze de olsa tamamlayacak unsurlardandır. Her ne kadar güneş kar etkili olmasalar da güzel kareler elde etmenize yeter de artar bile.

8 – Tripod

Sokak fotoğrafçıları için tripod taşımak her ne kadar sıkıntılı bir durum olsa da net fotoğraflardan bahsediyorsak tripod adını zikretmememiz haksızlık olur. Tripodlar net fotoğrafların genelde olmazsa olmazlarındandır.

Timelapse Nedir? Nasıl Yapılır?

Timelapse en basit açıklamasıyla zamanı hızlandırdığınız videolar anlamına gelir. Kadrajınızı ayarladıktan sonra belirli aralıklarla fotoğraf çeker ve bu fotoğrafları birleştirirseniz ortaya inanılmaz görüntüler çıkar. Mesela fotoğraf makinenizi tripodunuza bağlayıp kadrajınızı bulutlara doğru çevirdiniz ve kameranız sabitken belirli aralıklarla fotoğraf çekmesi için ayarladınız. (Bunu yapmanın bir kaç yolu vardır ve sonraki yazılarımızda bu yöntemlerden bahsedeceğiz) Diyelim ki 3 saat boyunca fotoğraf çektiniz ve toplamda 2500 adet fotoğrafınız oldu. Bu fotoğrafları herhangi bir video düzenleme programında ardarda sıraladınız ve ortaya 1 dakika 40 saniyelik bir video çıktı. (Projenizin 25fps yani saniyede 25 kare olduğunu varsayarsak) Sonuç olarak 3 saatlik bulut hareketlerini 1,5 dakika gibi bir zamanda izleyiciye sunmuş olduk. Şayet çektiğimiz fotoğraflar da iyise ortaya harika bir video çıkar.

timelapse_2_techofilm

Timelapse tekniği sadece bulutları çekerken kullanılmaz, son bir kaç yıldır özellikle bir çok tanıtım filminde, reklamlarda ve filmlerde kullanılmaktadır. Teknik temelde aynıdır. Makinenizi sabitler ve belirli aralıklarla fotoğraf çekersiniz, geriye fotoğrafları birleştirip son rötüşları yapmak kalır. Gelişen teknolojiyle multicopterler aracılığıyla havadan da fotoğraflar çekilebildiğini göz önünde bulundurursak timelapse tekniği ile yapabilecekleriniz ancak hayal gücünüzle sınırlıdır diyebiliriz.

Timelapse tekniği ortaya çıktıktan sonra kullanıcılar bunu bir adım ileriye götürüp, hyperlapse ve flow motion gibi teknikler de kullanmaya başladılar ki buna sonraki yazılarımızda değinicez fakat basitçe ifade etmek gerekirse her iki teknik de temelde timelapse gibidir fakat aradaki fark fotoğraf makinenizin sabit olması yerine hareket etmesidir. Yani fotoğraf makinenizi video kamera gibi kullanarak çekeceğiniz ortamda hareket ettirirsiniz. Bu da yaptığınız uzun süreli çekimleri izleyiciye kısa sürede aktarmanıza olanak tanır. Görsel anlamda da izlemesi çok keyif vericidir.

Aşağıda techofilm olarak şimdiye kadar hazırladığımız timelapse videolarını izleyebilirsiniz.

Magic Lantern Nedir? Ne İşe Yarar?

Magic Lantern, Canon DSLR fotoğraf makineleri için tasarlanmış, SD ya da CF kart üzerinden çalışan, kurulduğunda normalde makinenin sahip olmadığı özellikler getiren açık kaynak kodlu, ücretsiz bir yazılımdır.

magic_lantren_techofilm_3

Magic Lantern açık kaynak kodlu olduğundan birçok yazılımcı tarafından desteklenmekte, kullanıcılardan alınan geribildirimlere göre her geçen gün yenilenmekte ve benzerine az rastlanır bir kullanıcı deneyimi sunmaktadır.

Video kaydı yaparken ekran üzerindeki ses göstergeleri, gelişmiş video ayarları ve bunun gibi birçok özellik bulunduğunuz ortama en uygun şekilde kayıt yapabilmeniz için geliştirilmiştir.

Fotoğraf çekerken de video kısmında sunulan bir çok yeniliği kullanabilmektesiniz. Ayrıca özellikle timelapse ya da hyperlapse tekniği fotoğraflar çekmeyi ve bunları videoya dönüştürmeyi seviyorsanız içeriğinde size özel bir çok özellik de barındırmaktadır. Bunlardan en önemlisi intervalometer özelliğidir ki bu da harici bir aparata ihtiyaç duymadan sadece fotoğraf makinenizle belirli zaman aralıklarında artarda fotoğraflar çekmenize olanak sağlamaktadır.

Ana Özellikleri

Magic Lantern Arayüz
Magic Lantern Arayüz

SES

  • Analog / dijital kazanç ayarı
  • Seçilebilir giriş kaynağı
  • Rüzgar Filtresi
  • Kulaklık aracılığıyla canlı ses dinleme
  • WAV kayıt
  • Bip / test sesleri

POZLAMA

  • Ayarlanabilir Kelvin Sıcaklık Değeri
  • Auto ETTR (Expose To The Right – Doğru Pozlama).
  • Manuel Mod için pozlama kilitleme
  • İki Pozlama Arasında Hızlı Geçiş
  • Pozlama ayarına manuel geçersiz kılma (Video Modunda).
  • Pozlama Simülasyon Geçişi açık/kpalı (Canlı İzlemede)

CANLI İZLEME

  • Zebralar düşük/yüksek pozlanan bölgelerde
  • Hızlı Netlik Kontrolü
  • Tam netlik ayarı için sihirli yakınlaştırma özelliği
  • 16:9 formatında cropmark ekleme özelliği
  • Canlı İzlemede hayalet resim özelliği
  • Canlı İzlemede spotmetre özelliği
  • False color özelliği
  • RAW destekli RGB Histogram
  • Yeşil perde ışıklandırma yardımcısı
  • Renk Tonları için vektörskop

VİDEO

  • H264 Kodlamada Bitrate kontrolü
  • Kayıt Kare Sayısı Seçimi
  • HDR Video Kayıt
  • Lens Düzeltme Ayarları
  • CF/SD kartınıza 14 Bit RAW video kaydı

ÇEKİM

  • Flash ya da alan derinliği için ekstra pozlama
  • Kamera içi intervalometre
  • Ekstra uzun pozlamalar için genişletilmiş bulb zamanlayıcı.
  • Hareket dedektörü
  • Sessiz fotoğraf çekimi

NETLEME

  • Tuzak netleme
  • Netleme takip
  • Adım netleme
  • Otomatik mikro netleme

 

Ayrıntılı bilgi için: Magic Lantern

Uygulamanın Kaynak Kodu İçin: Magic Lantern Kaynak Kod

 

GoPro Ürettiği İlk Quadcopter Prototipinin Görüntülerini Yayınladı

GoPro 2016 yılının ilk yarısında piyasaya sürmeye hazırlandığı ilk quadcopter prototipinin görüntülerini yayınladı. Aşağıdaki videonun GoPro’nun quadcopter ve gimbal prototipine ait olduğu ve düzenleme aşamasında herhangi bir stabilizasyon işlemi uygulanmadığı belirtilmiştir. Videoya ilk bakışta inanılmaz görüntü kalitesi ve görüntülerin sarsıntısızlığı dikkat çekiyor.

Video ülkemiz dışında bir çok yerde kullanılan 24 fps formatında çekilmiş, muhtemelen ülkemizde satışa sunulacak model 25 fps formatında çekim yapabilecektir ki bu sinematik görüntüler elde edebilmek için olması gereken faktörlerden biridir.

Görüntü incelendiğinde Quadcopter üzerindeki kameranın Hero4 ya da benzer bir versiyonunun olduğu hissiyatı yaratıyor. Fakat kameranın bütün özellikleri ve model numarası henüz açıklanmış değil. GoPro’nun bu hamlesi havadan görüntüleme yapan bir cok kişinin de kullandığı Dji marka quadcopterlerin yanısıra iyi bir alternatif olacak gibi.
Gerçek karşılaştırma ürünün piyasaya tam anlamıyla çıkışından sonra fiyatları da netleşince belli olacak gibi.

Kapı ve Pencerelerin Foftoğrafa Etkisi

0

Pencere ve kapılar hakkında aklımıza gelebilecek ilk şey her iki objenin de bize sokakla, tarihle, kültürle ilgili ayrıntılı bilgiler verdiği ve her iki objenin de hemen hemen her yerde bulunabildiğidir. Penceresi ya da kapısı olmayan bir sokak, cadde , şehir gördünüz mü? Ben gördüm, Elm Sokağı 🙂

 Nikon D70 (1/50s @ f/4.5, EV +1, ISO 200, FL 50.0 mm)
Nikon D70 (1/50s @ f/4.5, EV +1, ISO 200, FL 50.0 mm)

Kapılar ve pencereler çektiğiniz fotoğraflarda görselliği etkileyebilecek iki faktördür. Renkleri, şekilleri, farklı boyutları fotoğraflarınıza hareket katar. Onları olduğundan daha iyi gösterir.

Her iki objenin de insan psikolojisi üzerindeki etkilerine değinecek olursak; Kapıları gördüğümüzde onları açıp içlerinden geçmek isteriz. Çünkü biliriz ki her kapının arkasında başka bir dünya vardır. Açana kadar arkasında ne olduğunu asla bilemeyiz ve bu duygu bizi heyecanlandırır. Pencereler ise yazın serinliği, kışın sıcağı, sabahları temiz havayı, akşamları da korunmayı simgeler. Pencereler ve kapılar insanlar için birer cazibe merkezidir adeta ama biz genelde bunun farkına varamayız pek.

pencere fotoğrafı

Konumuza dönecek olursak fotoğraftaki kapı ve pencereler fotoğrafımızı etkiler dedik. Peki ama nasıl? İlk olarak bu objelerin yapıldığı, imal edildiği malzeme ya da üzerindeki boya yani “doku” çektiğiniz fotoğrafı ilk etkileyen faktördür. Bir diğeri rengi, bazı kapı ve pencereler o kadar renklidir ki fotoğraftaki diğer objelerin önüne geçer. Fotoğraflarımızı etkileyen diğer faktör ise pencere ve kapıların boyut ve şekilleridir. Amacınız fotoğraf karenizi zenginleştirmekse kapıları ve pencereleri görmezden gelmemelisiniz.

pencere_kapı

Temel Fotoğraf Dersleri – Fotoğraf Kompozisyonunda Kullanılan Konumlar –

0

“S” Konumu

Fotoğraf kompozisyonunda “S” konumu konuyu anlatmak amacıyla kullanılan en iyi çerçeveleme yöntemlerinin başında gelir. Bir nehrin akışına, yolun gidişine derinlik katmak için “S” şeklinden yararlanabilirsiniz. Bu konumda dikkat edilmesi gereken şey “S” hareketinin birden bitmemesi ve eğrinin çerçevenin dışına taşırılmamasıdır.

S Konumu Örnek Fotoğraf

Daire Konumu

Daire kompozisyonunda öğeler arasında eşitlik ve birlik vurgulanır. Objelerin çerçeveye dağılımında simetrik dağılım olması bu konumu daha da güçlendirir. Fotoğraf çekiminde bu konum fazla kullanılmaz. Çünkü daire konumu gözü yorar.

Üçgen Konumu

Kompozisyonda en kolay uygulanan konumlardan biri üçgen konumdur. Üçgen kompozisyonun başarılı olabilmesi için kenarlardan birinin çerçevenin kenarlarından birine paralel olması gereğidir. Fotoğrafta üçgen konum yukarıyı gösteren bir ok gibi duruyorsa oturmuşluğu, ters duruyorsa her an devrilebilecekmiş duygusunu uyandırır. Üçgen kompozisyon objelerin arasında güçlü bir bağı işaret eder. Bir nokta ve bir çizgiden veya üç çizgiden üçgen kompozisyonlar oluşturulabilir. Üçgen kompozisyonda yatay ve dikey çizgilerin kesiştiği noktalar gözün ilgi merkezini oluşturur.

Üçgen Konumu Örnek Fotoğraf

Doku içinde üçgen konumuna bir örnek çocukların kafalarını birleştiren bir çizgi ucu aşağıyı gösteren bir üçgen konum oluşturur. Karpuzlar ise birbirlerine benzer yapılarıyla çerçevenin tamamını kaplayarak bir doku oluşturmaktadır.

Kare Konumu

Kare kompozisyonu dört noktadan veya iki çizgiden oluşur. Sonuçta kare görüntüsü verir. Ancak bu konum statik yapıyı da oluşturur. Bu özelliği nedeniyle pek sık kullanılmaz. Kompozisyonda kare konumu odak noktasını çerçevelemek için kullanabiliriz.

Ölçeklendirme

Ölçeklendirme resim sanatından fotoğrafçılığa geçmiş eski bir yöntemdir. Bu yönteme göre fotoğraf çerçevesi karşılıklı kenarları eşit üç parçaya bölen ikişer çizgi ile dokuz parçaya bölünür. Fotoğrafını çektiğimiz objenin en uygun konumu bu yöntemle daha rahat belirlenir ve obje bu dokuz parçadan en uygun olanına yerleştirilir. Bu kompozisyon şeması hem yatay hem de dikey çekimlerde kullanılabilir.

yatay_olceklendirme
Yatay Ölçeklendirme
dikey_olceklendirme
Dikey Ölçeklendirme

Altın Noktalar Kuramı

 Her fotoğraf kompozisyonunda bir ilgi merkezi vardır. Fotoğraf çeken kişinin başlıca amacı izleyicinin dikkatini ilgi merkezine yöneltmektir. Bir kompozisyonda ilgi merkezi olarak akla ilk gelen yer genellikle çerçevenin ortasıdır. Ancak düşünülenin aksine bu yöntemle bazı konular hariç pek güzel bir görüntü oluşturulamaz. O halde çerçevenin ilgi merkezi neresi olmalıdır? Diğer bir deyişle, fotoğrafımıza konu olacak objeyi çerçevenin neresine yerleştirmeliyiz? Bu soru fotoğrafçılardan önce resimle uğraşan sanatçıların kafasını kurcalamıştır. Sonunda iyi görüntünün ortaya çıkışında, kesin olmamakla birlikte genel geçerlilik kazanmış bazı kurallar saptanmıştır. Fotoğraf karesi çerçevesine yatay ve dikey olarak üçe bölünmesi sonucu çizgilerin kesişme noktaları fotoğrafta ilgi merkezinin

yerleştirilebileceği yerleri gösterir. Bu noktalara da altın noktalar denir. Altın noktalar dikkate alınarak çekilen fotoğrafta gözün fazla dolaşmadan fotoğrafın ilgi merkezini yakalaması gerekir. Ancak başta da belirttiğimiz gibi bazı fotoğraf konularında örneğin; dağ, heykel, gün doğumu ve batımı vb konularda ilgi merkezinin ortada olması daha iyi sonuç verecektir.

Altın Noktalar Kuramı Örnek Fotoğraf

 

 

 

Temel Fotoğraf Dersleri – Kompozisyon –

0

Kompozisyon :“Ayrı parçalardan birleştirme yoluyla dengeli ve düzenli bir bütün oluşturma işidir.” Fotoğrafta kompozisyon ise “Fotoğraf çerçevesine giren objeleri göze hoş gelecek şekilde seçme ve düzenleme” işidir. İşin güzel olması demek fotoğrafta verilmek istenen mesajın yerini bulması ve fotoğrafın akılda kalıcılığını artırması demektir.
Zaten amaç kâğıt üzerine yansımış görüntülerin belirli bir anlamı ve içeriğinin olmasını sağlamaktır. Çekilen fotoğrafın mükemmel olması için çerçeve ayarının kusursuz yapılması, fotoğraflanacak objeleri tam olarak almakla ve iyi bir ışıklandırmayla gerçekleşecektir.
Fotoğraf çekiminde dikkat gerektiren en önemli konu, çerçeve (Marj) ayarıdır. Bu ayarlamada objelerin çerçevedeki konumları, yansıtma şekli ve renk- ışık kompozisyonu en fazla dikkat edilmesi gereken noktalardır. Çerçeve ayarında özellikle manzara çekimlerinde ufuk çizgisinin alacağı konum önemlidir. Ufuk çizgisi, çerçevenin alt ve üst çizgilerine paralel olabilir. Çerçevenin altında ve üstünde yer alabilir. Ama asla ortaya getirilmemelidir.
Ufuk çizgisinde maksat gökyüzünün çerçevedeki görüntüsüdür. Bazen gökyüzü çerçevenin her tarafında gözükürken objeler ortada bir konum alır. Bu ayar çok fazla kullanılmaz. Ama daha çok ufuk çizgisinin çerçevenin üst kısmında yer alması genel kabul gören ayardır.

Kompozisyon örnek fotoğraf

Fotoğrafta kompozisyon ayrı ayrı parçalardan birleştirme yoluyla dengeli ve düzenli bir bütün oluşturma ve kare içindeki konuları göze hoş gelecek şekilde seçme ve düzenleme işidir. Bir başka deyişle fotoğrafta kompozisyon fotoğrafla verilmek istenen anlamı, fotoğrafa bakan kimsenin herhangi bir yardım almadan rahatlıkla alabilmesidir.
Fotoğrafın mesajının okunaklı olabilmesi ve belirgin olması gerekir. Yani her karenin bir kritik anı vardır. Örneğin yüz metre koşucuların start çizgisinden fırlayışları hareketin başlangıcıdır. O an fotoğrafçılıkta kritik an olarak kabul edilir. Fotoğrafta kompozisyonu sağlayabilmek için bakış yönü diğer bir etken olarak kabul edilir. Objelerin yönü ve hareket alanları fotoğrafa sürekli başka anlamlar katabilir. Yani anlık bir bakış açısı konuyu farklı aktarmaya neden olabilir.

Kompozisyon örnek fotoğraf 2

Konunun objektife uzaklığı veya makinenin konuya uzaklığı kompozisyon oluşturmada önemli bir etkendir. Obje insan ise, kişinin uğraşını bakış açısını bakış yüksekliğini ve uzaklığını yansıtacak nitelikte olmasına dikkat edilmesi gerekir. Yani sokakta oyun oynayan çocukların net olarak fotoğrafların çekilebilmesi için belirli bir mesafede olmaları gerekir.
Kaydedilen her görüntü sonuçta bir anlam ifade eder. Ancak bu görüntüyü istenen niteliklere göre çekebilmek için bazı kriterler olduğunu bilmelisiniz. Bu kriterlere kompozisyon öğeleri denir. Şimdi bu öğeleri tanıyalım.

Fotoğrafta Kompozisyon Öğeleri

Belirginlik

Fotoğraf için en önemli öğe belirginliktir. Çünkü fotoğraf ile verilmek istenen mesajın, izleyici tarafından anlaşılması için çekilen fotoğrafın belirgin olması gerekir.
Fotoğrafın belirgin olması, bir iletişim aracı olan fotoğrafın mesajını en okunaklı biçimde ortaya koymasıdır. Zaman ve üçüncü boyutun zihinde canlanabilmesi için çekilen konu hakkında izleyicinin önceden zihninde var olan duyumlarından yararlanılır. İşte bu nedenle fotoğraf, üzerinde önceden fikir birliğine varılmış biçimler demetidir.

Kompozisyon örnek fotoğraf 3

Her izleyici, fotoğraf karesini oluşturan öğeleri, zihnindeki binlerce görüntüden biriyle çakıştırıp fotoğrafı geçmiş deneyimlerine göre yorumlayacaktır. Bu nedenle ne anlatmak istediğini iyi anlatamayan; yani yeterince belirgin olmayan bir fotoğraf, izleyicide farklı duygular ve düşünceler uyandırır. Bu durum ise, izleyiciye aynı duygu ve düşünceleri yansıtmaya yarayan fotoğrafın en güçlü iletişim aracı olma özelliğini kaybettirir. Bir fotoğrafla anlatılmak istenen, yardımcı öğeler, zamanlama ve olayın belirginliği ile bir anlam kazanır.

Sadelik

Bir fotoğrafta, ana öğenin yanında birçok yan öğe yer alır. Fotoğraf makinesi, gördüğünü film veya dijital ortama aktardığından, ana konuyu destekleyen öğelerin dışında kalan öğelerin, fotoğraf karesinden çıkarılması gerekmektedir. Bu sisteme ayıklayıcı yöntem adı verilir. Bir başka ifade ile vizörden görülen; fakat fotoğraf karesinde olmasını istemediğimiz öğelerin temizlenmesi ya da konu içindeki ağırlığının azaltılması sistemi ayıklama sistemidir. Fotoğrafçı ayıklama işlemini gerçekleştirebilmek için çekim noktası değiştirilebildiği gibi, alan derinliğinin etkisini de kullanılabilir. Örneğin, bir portre çekiminde modelin arkasında ve önünde yer alan istenmeyen öğelerin, alan derinliği azaltılarak flu hale getirilmek suretiyle fotoğraf karesi içindeki önemi azaltılabilir.
İstenmeyen öğelerin çerçeve dışında kalması, değişik bir çekim noktasının kullanılmasıyla sağlanabildiği gibi, farklı odak uzunluğuna sahip objektifler kullanılmak suretiyle de sağlanabilir. Bazen fotoğrafını çekeceğimiz konu için gereksiz gördüğümüz öğe canlı bir varlık olabilir. Bu durumda onun oradan ayrılmasını beklemekten başka çare yoktur. Bazen saatlerce beklememiz gerekebilir. Uzun süre beklemek, konu üzerindeki ışığın durumunu ya da modelin ifade biçimini değiştirebilir.
Sadeleştirme için kullanılacak yöntemlerden biri de perspektiften yararlanmaktır. Örneğin bir futbol maçında, stadyumda izleyicilerden seçtiğimiz konu, yüzlerce insandan biri olabilir. Bu durumda geniş açılı bir objektifle, konuya yaklaşarak, öndeki insanı (ana temayı teşkil eden) abartarak büyütüp, arkadaki insanların fotoğraf karesi içerisinde kaplayacakları alanın oranını küçültmek suretiyle, diğer insanların konu üzerindeki ağırlığı azaltılabilir. Bir başka yöntem ise, çekim noktasında değişiklik yapmak yani farklı bir çekim noktası kullanmaktır. Fotoğrafı sadeleştirmek en az öğe ile en iyiyi anlatmaktır. Yoksa tek bir şeyin fotoğrafını çekmek, fotoğrafın sadeleştirilmesi anlamına gelmez. Örneğin, bir insanın yazı yazmasını anlatmak için, bir kalem fotoğrafı çekmek, kişinin yazı yazmasını anlatmak için yeterli değildir.

Kompozisyon örnek fotoğraf 4

Ritim

Bir cismin tekrarlanan görüntüsü ya da peş peşe benzer elamanlar dizisi, aynı elamanların tekil görüntülerinden daha etkileyicidir. Belli bir düzene göre tekrarlama, sayısal değerinden fazla bir zenginlik ifade eder. Ritimi oluşturan öğelerin düzenli tekrarı, düzensiz tekrarından daha güçlü etki yaratır. Örneğin yoldaki telefon direkleri, yol çizgileri, dizi dizi ağaç kümeleri gibi.

Kompozisyon örnek fotoğraf 5

Uyum

İki ya da daha çok öğenin birbirini hareket, biçim, renk ve ton değerleri bakımından desteklemesi anlatıma güç katar. Uyumda, benzer öğelerin yan yana kullanılması anlatımı güçlendirirken ritimde, benzer öğelerin belirli aralıklarla tekrarlaması anlatımı güçlendirmektedir. Bazen ritim ve uyum birlikte kullanılabilir. Hareket eden öğelerin aynı tarafa yönelmesi ya da duran nesnelerin aynı tarafa yönelişi hareketteki uyumu sağlar.
Küçüklü büyüklü benzer biçimlerin arasında biçim uyumu söz konusudur. Renk uyumu olarak da renk çarkındaki komşu renkler arasındaki uyum anlatımı zenginleştirir. Örneğin mavi renkle birlikte yeşil ve mor renklerin kullanılması renk uyumunu sağlar.

Kontrast

Kelime anlamı zıtlık demektir. Fotoğrafta yer alan öğelerin gerek ışık, gerek objeler ve gerekse renk bakımından karşıt bir anlam ifade edecek şekilde yer almasıdır. Ancak bazen de bu tür zıtlıklar gerekebilir. Çünkü birbirine zıt öğelerin birlikte kullanılması konunun belirginliğini artırabilir. Örneğin, bir insanın boyunun çok uzun olduğunu göstermeniz için yanına normal boydan veya kısa boylu bir insanın görüntüsü gerekir. Bir cismin büyüklüğünü göstermek için kendi eş değerinde bir şeyle fotoğraflanması gerekir. Fakat fotoğrafta büyüklüğü vurgulamak istersek daha küçük bir öğe ile fotoğraflamak uygundur.
Örneğin, bir basketbolcu uzun boylu bir kişinin yanında gerçek boyunda bir görüntü sergilerken, kısa boylu bir kişinin yanında boyu abartılı olarak vurgulanır. Farklı yönlere giden iki kişinin görüntüsü harekette kontrast oluştururken bir üçgen ile dairenin birlikte fotoğraflanması biçimsel kontrastı meydana getirir. Renkle ve tonlarla da kontrast elde edilebilir. Burada birbirine zıt renklerin kullanılması en belirgin kontrasttı verirken, ara tonların ve renklerin kullanılması dereceli bir kontrast oluşmasını sağlar. Özellikle sıcak ve soğuk renklerin birlikte kullanılması fotoğrafa ayrı bir anlam katar. Aşırı kontrast fotoğrafın belirginleştirilmesinden ziyade konunun ve ilginin bölünmesine ve dağılmasına yol açacağı unutulmamalıdır.

Kompozisyon örnek fotoğraf 6

Işık

 Fotoğraflanan bir konunun belirginleştirilmesinde en etkili araç ışıktır. Konuda vurgulanmak istenen noktaların diğer bölgelere göre daha aydınlık olması ya da istenmeyen görüntüleri fotoğraf karesinin dışına taşımak için bu bölgelerin çok aydınlık ya da karanlık olmaları fotoğrafta konunun belirginliğini artırır. Zorunlu kalmadıkça (Siluet fotoğrafları) ters ışık ve cephe ışığını, fotoğraftaki derinlik etkisini kaybettireceğinden kullanmamak yerinde olur. Konuda derinlik kazandırması ve aşırı kontrastı engelleyebilme özelliği olan yanal ışık fotoğraf belirginliğini
artırır. Mezar taşlarındaki yazıların fotoğrafını çekerken yazıların okunabilmesi için 45 derecelik bir açıyla gelen yanal ışık kullanmak en uygun ışık açısıdır. Bu fotoğraf cepheden gelen ışıkla çekildiğinde yazıların okunması imkânsızlaşır.

Işık konunun belirginleşmesini sağlayan bir araç olmasının yanında alan derinliği etkisini de sağlayan en önemli araçtır. Gittikçe parlaklığı azalan konularda ve ana temanın çevresinde oluşan parlak çerçevelerle bu etki yakalanabilir. Sıcak ve soğuk renklerin birlikte kullanılması da alan derinliği etkisi sağlar.

Perspektif

Fotoğraflanan konuda istenilen bölgelerin daha belirgin olarak vurgulaması için izlenen yollardan biri de perspektif etkisidir. Cisimlere belli bir noktadan bakıldığında görülen şey, bulunulan noktadan görünen konunun görsel gerçeğidir. İnsan beyni objeleri bir zaman anında değil, bir zaman sürecinde algıladığından perspektif bozulmalarını zihinde düzelterek algılar. Örneğin tren raylarına baktığımızda bu rayların belli bir mesafeden sonra birbirine birleşiyormuş gibi görülmelerine rağmen hiç kimse bu rayların birleştiğini düşünmez. Fotoğraf ise bir anın bir noktadan tespiti olduğundan aynı noktadan rayların fotoğrafı çekildiğinde, fotoğraf kâğıdında bu birleşme etkisi yok edilemez. Perspektif etkisinden yaralanarak bazı öğelerin vurgulanması sağlanabilir. 10-12 katlı iki binanın arasına girerek yerden gökyüzüne doğru çekilen bir fotoğrafta binaların gökyüzünde birleşiyormuş etkisi yaratılabilir. Bazen geniş açılı bir objektif kullanılarak perspektif etkisi
artırılır, bazen tele objektif kullanılarak nesneler arasında, uzaklıklarına bağlı olarak ortaya çıkacak olan, büyüklük etkileri azaltılabilir.

Kompozisyon örnek fotoğraf 7

Keskinlik

 Netleme Olayına Bağlı Keskinlik

Bu bir anlamda çekilen fotoğrafın netliğinin yapılmasıdır. Objektiften gelerek film üzerine düşen görüntünün bir noktada kesişerek netleşmesi objektif odak uzunluğunun netleme halkası yardımıyla ileri geri oynatılmasıyla sağlanır. Bir fotoğrafta her tarafın net olması çoğu zaman arzu edilmez. Çünkü fotoğrafımızda bir şeyi onun doğal atmosferinden sıyırıp, yine doğal ortamı (fotoğrafçının karar verdiği ortam) içerisinde izleyiciye sunmak istiyoruz. Bu sunma işlemi içerisinde fotoğraf karesine giren istenmeyen görüntüleri netsizleştirerek ana tema üzerindeki etkisini artırıp, konumuzu daha belirgin hale getirebiliriz.

Gelen Işığın Türüne Bağlı Keskinlik

Bir fotoğrafta kontrastın yüksek olması keskinliği artırır. Bir portre fotoğrafı çekerken kişiyi olduğundan yaşlı göstermek için cephe ışığı kullanılırken, daha genç göstermek için yumuşak ışık (yanal ışık) kullanılır. Yine bir tarihçi, mezar taşındaki yazıları okuyabilmek için çekeceği fotoğrafta mezar taşının rengine zıt bir renk kullanması yazının taş üzerinde belirginleşmesine ve fotoğrafta daha rahat okunabilmesine imkân sağlar.

Çözümleme Gücüne Bağlı Keskinlik

Burada duyarkatın ya da kullanılan objektifin çözümleme gücüne (milimetrede kaç çizgi ayırdığının ölçüsü) bağlı olan gerçek bir keskinlik söz konusudur. Çözümleme gücü yüksek bir objektifle çekilen fotoğrafın keskinliği ile sıradan bir objektifle çekilen bir fotoğrafın keskinliği birbirinden farklıdır. Yine ince grenli film ya da kart kullanılarak aynı fotoğraf farklı keskinlikte elde edilebilir.

Doku

Belli bir çerçeve içerisindeki yüzeyin parçalanmasında belli bazı oranların (altın kesim oranı) kullanılması görüntünün daha ilgi çekici olmasını sağlamaktadır. Bu bölme işleminde ortaya çıkan yüzeylerin istenen anlatım doğrultusunda zenginleştirmesi ilgi çekiciliği arttıracaktır. Bu yönteme yüzeye doku kazandırma ya da doku araştırması denir. Doku ifade eden çizgi, nokta ve tonların yüzeye kazandıracağı soyut zenginlik dışında yüzeyin doğal yapısını yansıtmak ya da küçük çapta derinlik kazandırmak gibi işlevleri de vardır.

Kompozisyon örnek fotoğraf 8

Hız ve Hareket İzlenimi

Fotoğrafın, belli bir anın iki boyutlu bir düzlem üzerine saptanması olayı olduğunu daha önceki konularda belirtmiştik. Çevremizdeki olaylar bir anda başlayıp biten olaylar olmayıp, belli bir süreç içinde gerçekleşen olaylardır. Bu olayların bir süreç içinde ifade edilebilmeleri onların hareket izlenimlerinin duyarkata aktarılmasıyla sağlanabilir. Bisikletle dolaşan kişinin hareket halinde olduğunu fotoğraf karesine düşürmenin değişik yolları vardır. Bu yolların başında, bisikletin hareket hızının üstünde bir örtücü hızı kullanılması gelir. Bu durumda bisiklet ve sürücüsü ile birlikte çevre net olarak görülecek, buna bağlı olarak iki tekerlekli bisikletin yer çekimine rağmen ayakta durması onun hareket halinde olduğu izlenimini izleyicide yaratacaktır. Bir başka yol bisikletin hızının altında bir örtücü hızı kullanmaktır. Bu durumda da çevrenin net olarak film üzerine düşmesi sağlanırken bisikletin ve sürücüsünün netsiz görüntüsü hareket izlenimini yaratacaktır. Diğer bir yol ise, düşük bir örtücü hızı kullanarak bisikletin hareket yönünde, makineyi hareket ettirirken fotoğrafın çekilmesidir. Bu durumda bisiklet ve sürücüsü net iken çevre netsiz olarak film üzerine düşecektir. Kullanılabilecek yollardan biri ise bisikletin hareket hızının üstünde fakat sürücünün el ve ayaklarının hareket hızının altında bir örtücü hızı kullanmak ve makineyi hareketsiz kılmak en çarpıcı görüntünün elde edilmesini sağlar. Bu durumda fotoğrafta çevre ve bisikletle birlikte sürücü net, buna karşılık sürücünün hareket halinde olan elleri, ayakları ve bisikletin tekerleri netsiz olacağından bisikletin hareketi fotoğraf karesinin üzerine en belirgin olarak yerleşmiş olacaktır.

Hareket ve hız izlenimi hareket halinde olan objenin hızının altında bir örtücü hızı kullanılarak fotoğraf çekildiği zaman hareketli kısım netsiz olacağından burada bir hareket izlenimi oluşur. Örneğin, güneş battıktan sonra caddelerin fotoğraflarının çekilmesi durumda çok değişik fotoğraf elde edilebilir. Bu durumlarda cadde üzerinde ışıklandırılmış yapılar net ve belirgin, hareket halindeki araçların stop lambaları yol üzerinde kırmızı çizgilerin oluşmasını sağlarken, hareket halindeki insanlar netsiz birer leke olarak görüntülenir.

Kompozisyon örnek fotoğraf 9

Bütünlük

Her fotoğraf bir mesajın iletimi için çekilir. Niçin çekileceğine karar verilmeyen bir fotoğrafı çektikten sonra bu ne işe yarar, ben burada ne anlatabilirim diye düşünmek biraz zorlama olur. Bu nedenle öncelikle fotoğrafı niçin çektiğimizin cevabını bulmalıyız. Fotoğrafımızda ana tema ve bunu destekleyen öğeler bir bütünlük içinde verilmelidir. İzleyiciyi vurgulamak istediğimiz mesajın dışına itecek görüntü ve öğelerden kurtarmak için fotoğrafın belirgin ve bir tercümana ihtiyaç duymadan okunup anlaşılabilecek kadar sade olması gerekir.
Fotoğrafta ana öğe belirlendikten sonra yardımcı öğelerin belirginliğini azaltmak ve kare içerisindeki oranını düşürmek için uygun çekim noktasından görüntülenmesi gerekir. Fotoğraf çekerken ister pasif düzenlemeyi, isterseniz aktif düzenlemeyi tercih edin, sonuçta kare içerisinde istenmeyen bazı öğelerin ayıklanması çok zordur. Ayıklanamayan öğelerin fotoğrafın bütünlüğünü bozmaması için çekim noktasının tespitinde azami gayretin gösterilmesi gerekir. Bazen birden fazla şeyin bir karede anlatılmaya çalışılması hiçbir şey anlaşılamayacak duruma gelmektedir. Bu nedenle fotoğrafta ikinci üçüncü mesajların oluşmasına yol açacak düzenlemelerden kaçınarak, tüm elamanların ana konu etrafında şekilleneceği bir kompozisyon tercih edilmelidir.

Denge

Pozlandırılmış olan bir fotoğrafta öğeler arasındaki uyum, belirginlik ve bütünlüğün yanında aranan önemli bir görsel unsur dengedir. Denge ana öğe ile yardımcı öğeler arasında, boyut, renk, ton, biçim ve kontrast dengesinin sağlanması anlatımı güçlendirirken fotoğraftaki uyumu, belirginliği ve bütünlüğü sağlar.
Fotoğraftaki denge kavramı, fizikteki ve matematikteki denge kavramının içeriği ve anlamıyla aynı şeyi ifade eder. Fizikte kaldıraç yasası olarak adlandırılan yasaya göre; bir el terazisinde mesnedin yakınına asılan ağır bir madde ile mesnedin uzağına karşı tarafa asılan hafif bir madde arasında ağırlık bakımından fark olmasına rağmen terazi dengede durur. Bu yasadan hareket ederek düzenlemede lekeleri renkleri, büyüklükleri ve tonları bakımından merkeze olan uzaklıklarına göre dengeye getirilebilir. Burada uyulacak kural öğelerin ağırlıklarının merkeze uzaklıklarının çarpımının eşit olmasıdır. İnsan, simetriden ziyade simetri olmayan düzenlemeleri tercih etmektedir. Bu nedenle görüntüde bir birine eş değer iki ayrı düzenlemenin oluşmasını engellemek için, merkezden farklı uzaklıklarda ve değişik ağırlıklarda öğelerin düzenlenmesi gerekir. Ağırlık kavramını fizik ve matematikteki anlamından farklı bir anlam da fotoğrafçılıkta kullanılmaktadır. Fotoğraf açısından öğelerin ağırlı kare fotoğraf karesi içinde kapladıkları alan ile renk tonlarının çarpımıyla elde edilen değerdir. Örneğin, fotoğrafın merkezine uzaklıkları ve büyüklükleri aynı iki öğeden birinin rengi ve tonu fotoğraf karesinin rengi ve tonuna yakın diğeri de zıt renkte oluşmuş bir fotoğrafta denge bozulmuştur. Bu durumda, genele zıt renkte olan öğeyi merkeze yaklaştırmak suretiyle denge sağlanabilir. Bir manzara fotoğrafı çekerken bulutsuz bir gökyüzünün fotoğraf üzerindeki dengeyi bozmasını önlemek için çekim yaptığımız yerde ağaç yapraklarını ya da bulut görüntülerini gökyüzüne serpiştirerek buradaki boşluk giderilebilir ve fotoğrafta denge sağlanır.

Kompozisyon örnek fotoğraf 10

Orantı

Konuyu ortalama veya simetrik yerleştirme akla ilk gelen orantıdır. Simetrik cisimlerin, bir noktadan veya bir eksen üzerinde simetrik göründükleri söylenebilir. Yalnız tam küre biçiminde bir cisim her yerden simetrik görünür. Simetri, akıl ve ön yargı olarak benimsenen bir düzendir. Duygular ve sezgiler simetriye karşıdır. En basit simetri iki elamanlı simetridir. Bir gökyüzü fotoğrafı çekilirken ufuk çizgisinin fotoğraf karesini tam ikiye bölmesi basit simetriye bir örnektir. Bu durumda oran 1/1 şeklinde gerçekleşir. Basit simetrinin dışında bir yüzeyi 3-4-5 eşit parçaya bölerek farklı simetrik görüntüler elde edilebilir. Çift rakamlı bölmelerde ortada bir çizgi oluşurken tek rakamlı bölmelerde ortada bir bölüm oluşacaktır. Tek rakamlı bölmelerle de eğer ana konu bu bölüme yerleştirilir ve yardımcı öğelerle ana konu desteklenirse güçlü anlatım sağlayabilecek düzenlemelere ulaşılabilir.
Mimari eserlerde ve diğer görsel sanatlarda da kullanılan altın kesim kuralı bir yüzeyin zorunlu bölünmesi gerektiği durumlarda kullanılacak en iyi yöntemdir. Altın kesim kuralında bir yüzey enine ve boyuna üç eşit parçaya bölündüğünde yüzeyde çizgilerin kesiştiği dört can alıcı nokta ortaya çıkar. Ana tema bu noktalardan birine yerleştirildiğinde anlatım ve görsellik açısından en uygun nokta bulunmuş olur. Şekilde görüldüğü gibi bu dört ana noktadan ana öğenin özelliğini ve anlatımını destekleyecek en uygun nokta seçilerek düzenlemenin yapılması gereklidir.
Bir fotoğrafta sadece ana konunun altın kesim kuralına göre yerleştirilmesi orantının yeterli olması anlamına gelmez. Ana öğeyi destekleyen yardımcı öğelerde kendi bölmelerinde altın kesim kuralına göre yerleştirilmelidir. Bunun yanında, ana ve yardımcı öğelerin çerçevenin tümüne oranı da önemlidir. Mümkün olduğu ölçüde fotoğrafta ana öğe karenin ortasına getirilmemelidir. (Özel durumlar ve grup fotoğrafında bu kurala uyulmayabilir.) Altın kesim kuralına göre uygun bir noktaya yerleştirilmelidir.

Orantı yalnız ana konu ve yardımcı konuların düzlem içindeki yerleriyle ilgili olmayıp aynı zamanda renk ve ton değerleri bakımından da denge göz önünde tutularak altın kesim kuralına göre bir orantı kurulamalıdır. Bir portre çekiminde saçların yüze oranı, başın vücuda oranı, açık bölgelerin koyu bölgelere oranı hep altın kesim kuralına göre düzenlenmelidir.

Yer Çekimi

Duvara ya da panoya asılı duran bir fotoğrafta eğri duran binalar, ağaçlar ya da herhangi bir şey insanı rahatsız etmektedir. Bu durumda hemen fotoğrafın duruş şekli değiştirilerek bu görüntü bozukluklarının giderilmesine çalışılır. Elimize bir fotoğraf aldığımızda bu fotoğraftaki öğelerin öncelikle yer çekimine göre doğru duracakları bir şekle dönüştürdükten sonra fotoğrafın içeriği ile ilgilenmeye başlarız. Bu tür düzenlemeler insanın doğasında var olan yerçekimi kuralının bir sonucudur. Eğik duran ağaçlar ya da varlıklar bir felaketin sonucu ya da habercisi olarak insan zihninde yer almaktadır.

Bir fotoğraf karesindeki öğelerin ağırlıklarının olduğunu bu ağırlıklarına göre denge, uyum, orantı gibi düzenlemeler yapıldığını daha önceki bölümlerde anlatmıştık. O halde ağırlığı olan her varlığın yerçekimi kuralına göre bir duruş şeklinin olması gerekir. Fotoğraf da doğadaki olayları estetik kaygıyı göz önünde tutarak yeniden yorumlama olduğuna göre yer çekim kanununa göre bu düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Fotoğraf karesi içerisinde ağaçların eğik durması ya da bir insanın öne arkaya doğru eğik olması rüzgarın veya hareketin ifadesi için kullanılabilir. Fakat bir binanın eğik olarak ya da bir ufuk çizgisinin eğik olarak fotoğraflanmasının hiçbir izah tarzı olamaz. Objektif halde bizlerde fotoğraflarımızı çekerken makinemizi yere (bulunduğumuz konuma göre değil) paralel tutarak bu çok basit fakat anlamlı kurala uymuş oluruz.

 Kaynak: Megep

Temel Fotoğraf Dersleri – Işık –

0

Görme ışıkla başlar. Işık görsel nesnelerin bize yansımasını, dolayısıyla görmemizi sağlar. Fotoğrafı etkileyen en önemli öğe de ışıktır. Işık enerjisi olmadan fotoğrafik görüntünün oluşması mümkün değildir. Aslında herhangi bir görüntünün oluşabilmesi için bir enerji türünün madde ile etkileşip oluşan bilgilerin bir yerlerde depolanması gerekir.

Işık Oluşumu

Işık, düz dalgalar halinde yayılan elektromanyetik dalgalara verilen addır. 380-780 nm dalga boyları arası dalga boyu gözle görülebilir; ancak bilimsel terminolojide gözle görünmeyen dalga boylarına da ışık denebilir. Işığın özellikleri, radyo dalgalarından gamma ışınlarına kadar gidebilen, elektromanyetik dalganın boyuna göre değişir. Işığın ve tüm diğer elektromanyetik dalgaların temel olarak üç özelliği vardır:

Frekans: Dalga boyu ile ters orantılıdır, insan gözü bu özelliği renk olarak algılar.
Şiddet: Genlik olarak da geçer, insan gözü tarafından parlaklık olarak algılanır.
Polarite: Titreşim açısıdır, normal şartlarda insan gözü tarafından algılanmaz.

Bir cisim, belli bir derece ısıtıldığında, ya da gazlar bir enerji yardımı ile uyarıldığında, ısıtılmaya bağlı olarak çeşitli uzunlukta ışın saçar. Güneş de bu tür enerji kaynaklarından biridir ve dalgalar halinde ışın yayar.

Renkler

Renkleri belirleyen bu dalga boylarıdır. Beyaz ışık tüm renkleri içeren bir ışık dalgasıdır. Bu durum, ışık bir prizmadan geçirildiğinde gözle de görülebilir; ışık dalga boylarının kırılması ile oluştuğu renk birimlerine ayrılır. Buna ışık tayfı (spektrum) denir.

Işık tayfı (spektrumda renklerin görünümü)
Işık tayfı (spektrumda renklerin görünümü)

Işınların bazıları gözle görülebilirken, bazılarını gözle algılamak mümkün değildir. CIE (Commission Internationale de l’Eclairage) 380 nm ile 780 nm arasındaki dalga boylarını “görülebilir” olarak belirlemiştir. Bu görülen ışığın 380 nm’den (mavi) 700 nm’ye (kırmızı) değişen kombinasyonlarıdır.

Görünür Işık

Bizim algımız ve görünür ışık fotoğrafçılığı sadece mor ile kırmızı arasında kalan elektromanyetik dalga boylarını kullanmaktadır. Bu spektrum dışında kalan bizim kimyasal ve dijital yardımcı araçlar kullanmadan göremediğimiz bir evren vardır. Ültraviyole ve kızılötesi aygıtlar ile elde edilen manzara fotoğraflarında her şey inanılmaz farklı görünür. Elektromanyetik dalgaların daha uzak köşelerinde bulunan dalgalar bugün radarlarda, radyo teleskoplarda, X-ray kristalografide, nükleer tıp ve Radyolojide kendi algımızın dışında kalan bölgeyi görmekte yardımcı oluyor bize. Ultrasonografi ve sonar bizi yarasaların evrenine götürüyor. Tunneling Elektron mikroskobu bize hiç bir canlının göremediği atomlar hakkında bilgi veriyor.

Algılama

İnsan tarafından renklerin algılanması, ışığa, ışığın cisimler tarafından yansıtılışına ve öznenin göz yardımıyla beyne iletilmesi sayesinde gerçekleşir. Göz tarafından algılanan ışık, retinada sinirsel sinyallere dönüştürülüp, buradan optik sinir aracılığıyla beyine iletilir. Göz, üç temel birleştirici renk olan kırmızı, yeşil ve maviye tepki verir ve beyin, diğer renkleri bu üç rengin farklı kombinasyonları olarak algılar.
Renklerin algılanışı dış koşullara bağlı olarak değişir. Aynı renk güneş ışığında ve mum ışığında farklı algılanacaktır. Fakat insanın görme duyusu ışığın kaynağına uyum sağlayarak, bizim her iki koşuldakinin de aynı renk olduğunu algılamamızı sağlar.

Gökyüzü Fotoğrafı
Gökyüzü Fotoğrafı

Fotoğrafta Işık

Işık, tüm görsel sanatların temelidir ve fotoğraf da ışıktır. Fotoğraf yapmanın ilk adımı olan ışık, fotoğraftaki görselliğin nedenidir. Nasıl resim boya ile çiziliyorsa fotoğraf da ışıkla çizilir. Bir çekimde fotoğraf makinesinin ayarları ışığa göre yapılır. Çünkü fotoğrafın kaynağı ışıktır (Photo Yunanca ışık anlamına gelir). Bir ölçüde fotoğrafın başarısı ışığa bağlıdır; yani ışıklandırmayı doğru yapmak gerekir. Işığın en önemli işlevi fotoğrafın çekilmesini sağlamaktır. Işık fotoğrafın temel taşıdır. Bu nedenle ışığı iyi bilmek ve buna göre de iyi değerlendirmek gerekir. Çekim sonrası karanlık odada yapılan işlemler de ışıklamaya dayanır. Yani fotoğraf ışıkla başlar, ışıkla biter.

Işık, doğadaki elektromanyetik dalga biçimlerinden biridir. Radyo, radar dalgaları, kızılötesi ışınları gibi… Doğada bulunan bir nesnenin görülmesi için o nesnenin ışık yayması ya da yansıtması gerekir. Genellikle bir cisme çarpan ışık az ya da çok yansır. Işığı yansıtma derecesine göre cisimler saydam ( cam, su, hava ) yarı saydam ( buzlu cam, ince yağlı kağıt ) saydamsız ( taş, tahta, demir ) diye sınıflanır. Ama yine de bu, cismin özelliği, kalınlığı vs. ile de yakından ilgilidir. Işığın yapısı ulaştığı yüzeyin yapısıyla çakıştığında farklı etkiler yaratır. Işığın yansıma özelliğinin yanında kırılma özelliği de vardır. Farklı yoğunluktaki ortamlarda, bir ortamdan diğerine geçen ışık kırılır.
Önemli olan uygun ışığı seçebilmektir. Tıpkı uygun bir kompozisyonu seçmek gibi…
Işık; dolaylı, doğrudan, cephe ışığı (gölgeleri yok ederek yüzeysel bir etki oluşturur ve aydınlanan cisim düzlemsel görülür), tepeden gelen ışık (kütlenin ağırlığını ve yer çekimini vurgular), ters ışık (kütlenin biçimini ortaya koyar), yan ışık ( ışık-gölge yardımıyla dokuyu ortaya çıkartarak derinlik hissi verir), olarak ele alınabilir. Ayrıca geliş açılarına ya da doğal nedenlere ( kar, yağmur, deniz kenarı, yüksek yerler ) göre ışığın durumu da değişir. Işık, salt fotoğrafın oluşumunda rol oynamaz aynı zamanda sanatsal bağlamda da belirleyici olur. Kullanılan ışık tarzı fotoğrafın estetik değerinde etkili olur.

Işığın Özellikleri ve Işık Kaynakları

Işığı bir kaynaktan her yöne doğru dalgalanarak yayılan parçacıklar olarak düşünebiliriz. Bu parçacıklar çekim süresince sizlere filmler kısmında anlattığım ışığa duyarlı bileşiklere; yani film düzlemine çarparak fotoğrafı oluşturur. Cisimler ana ışık kaynağı güneşten veya suni ışık kaynaklarından aldıkları ışık parçacıklarını helozonik dalgalı bir şekilde saniyede 300000 km’lik bir hızla yansıtır. Bütün ışık türlerinin hızı aynıdır; ama dalga boyları farklıdır. Dalga boyu ışığın niteliğini belirler. Dalga boyu kısa olan güçlü, uzun olan güçsüz ışıktır. Görebildiğimiz en uzun dalga boyu kırmızı, en kısası mavi ışıktır. Kırmızının gücü renklerde olduğu gibi burada da teknik olarak karşımıza çıktı.

Işık Şiddeti

Işık kaynağından yayılan ışığın gücüdür.

Kontrast

Fotoğrafta en karanlık ve en aydınlık bölümler arasındaki ışık yoğunluğudur. Örneğin; Işık kaynağından yayılan ışığın konuyu her yönden eşit bir şekilde aydınlatması sonucu (bulutlu havada çekilen) fotoğrafta kontrast düşük olur. Bunun karşıtı ışığın tek bir yönden konuyu aydınlatması sonucu (güneşli havada çekilen) fotoğrafta kontrast yüksek olur. İyi bir fotoğraf için kontrast ana etkenlerden biridir. Fotoğrafta kontrast ne fazla ne eksik olmalıdır.
Yüksek kontrast koyu gölgelerden parlak beyaz aydınlıklara kadar geniş bir ton farklılığı içerir. Az kontrast karanlık gölgeler ve parlak aydınlıkların aşırı uçlarını içermeyen daha sınırlı bir ton farklılığı ifade eder.
Bir yaz günü güneş tam tepedeyken özellikle ormanlık alanlarda, karla kaplı ortamlarda ya da kumsallarda kontrast fazladır. Bulutlu havalarda yada güneşin yatay geldiği zamanlarda çekilen fotoğraflar gökyüzünü fazlaca içermeyen fotoğraflarda kontrast azdır. Parlak güneşli bir havada; yani kontrastın yüksek olduğu zamanlarda bir yere baktığımızda tüm ton farklılıklarını algılayıp detayları rahatlıkla görebiliriz. Unutulmaması gereken filmlerin ton farklılıklarının gözlerimiz kadar olmadığıdır. Film farkı göz ardı edilirse gözümüzün gördüğü detayları fotoğrafta göremeyiz.
Fotoğraftaki beyaz parlak alanlar izleyicinin dikkatini konudan uzaklaştırır. Donuk, yumuşak tonlar daha keskin ve vurgulu olarak öne çıkar.

Yüksek kontrastın her filmi etkileyebileceğini unutmadan çekeceğiniz fotoğraflarda çok koyu ve çok aydınlık alanları görüntünüze almamaya çalışınız veya konuya göre konumunuzu değiştirerek sonuca ulaşmaya çalışınız

Renk

Işık kaynağından yayılan ışınların nesnelere çarptıktan sonra yansımaları sonucu gözümüzün algıladığı duyumdur.

Işık Kaynakları

Işık kaynakları doğal ışık kaynakları ve yapay ışık kaynaklarından oluşmaktadır. Doğal ışık güneş ışığıdır.
Güneş ışınları, açık alanda her noktayı aynı derecede aydınlatır. Nokta ışık kaynaklarından yapılan aydınlatmalarda uzaklık artıkça konuya düşen ışık şiddeti azalır. Arkası yansıtıcılı kaynaklar koni şeklinde, ışık kaynağından uzaklaştıkça genişleyen bir ışık huzmesi oluşturur. Diğer bir ışık kaynağı da gökyüzü, açık renkli duvar yüzeylerinden gelen dağınık ışık kaynakları şeklinde tanımlanabilir.

Doğal Işık

Doğa da fotoğraf çekerken ışık tek bir kaynaktan; yani güneşten gelir. Flaş, lamba, ateş, reflektör gibi kaynaklar gün ışığının etkisini artırmak için kullanılır. Işığın kalitesi; günün saati, konuya geliş yönü, ışığa müdahale veya filmin özelliklerinden dolayı etkilenir.
Bir nesne üzerinden yansıyan ışık, nesnenin özelliğine bağlı kalarak düzgün, dağınık, kontrastlı, sert, yumuşak, donuk, sıcak, soğuk veya kırmızıdan maviye doğru değişik anlamlar verebilir. Genellikle donuk, mat mavimsi ışık sakin ve durağan bir anlam verir. Koyu ve sıcak ışık daha fazla heyecan ve enerji verir. Renkler bölümünde hangi rengin hangi anlamlar verdiğine bir göz atmanızda yarar var.
Göze hoş gelen fotoğraflar, ışığın düzgün dağıldığı ve derinlik hissi verdiği kontrast yaratan, çok koyu ve keskin olmayan gölgelerin yumuşak olduğu fotoğraflardır.

Doğru ışıktan yaralanmak için ışığı çok iyi okuyabilmeliyiz. Bu da artan tecrübe ile olur. Yani daha çok fotoğraf çekip, farklı ışıklarda aynı konuyu çekerek fotoğrafı nasıl etkilediğini görerek, daha çok fotoğraf görerek onların nasıl bir ışıkta çekildiğini inceleyerek ve sorarak öğrenebiliriz.

Doğrudan gelen ışık

Güneş ya da diğer ışık kaynaklarından kırılmadan gelerek doğrudan konunun üzerine düşen ışıktır.

Önden gelen ışık

Işık kaynağı konunun önünde fotoğrafçının arkasındadır. Konu bakış yönündeki her noktasından eşit miktarda aydınlanmıştır ve hiç gölge yoktur. Gölgenin yokluğu derinlik duygusunu yok eder. Bu tür ışık detay verme ve renkleri gösterme açısından çok etkilidir.

Yandan gelen ışık

Daha güçlü ve zengin görüntüler elde edilir. Sağ veya soldan gelen ışık gölgelere neden olduğu için görüntünün dokularını daha belirginleştirir. Yandan gelen ışıkla oluşan bu gölgeler fotoğrafa derinlik duygusu kazandırır. Doku ve desen çekimlerinde bu ışık kullanılmalıdır.

Gölgelerin oluşturduğu kontrast çok yüksek ise gözün görebildiği detayları fotoğrafta göremeyeceğimizi söylemiştik. Bunun için dolgu flaş kullanarak yüksek kontrast düzeyi düşürülebilir.

Ters ışık

Işık kaynağı konunun arkasında fotoğrafçının önündedir. Ters ışıkta fotoğraf çekmek çok zordur; ama çok etkili fotoğraflar elde edilebilir. Önden gelen ışıkta nesnenin görmediğimiz tarafını aydınlattığı için bakış yönümüzde detaylar kaybolur; ama nesnenin dış formu belirginleşir. Konunun etrafındaki ışık huzmeleri fotoğrafı güzelleştirir. İstenirse nesne dolgu flaşı ile aydınlatılabilir. Bunu fotoğrafa yükleyeceğiniz duygu belirler.

Üsten gelen ışık

Işık kaynağının konu üzerine tam tepeden gelmesidir. Bu durumda kontrast yüksek olacağı için bu durumlarda fotoğraf çekilmesi tavsiye edilmez. Bu durumlarda fotoğrafı çekip çekmeyeceğinizi yine sizin fotoğrafa vermek isteyeceğiniz duygu belirleyecektir.

Noktasal ışık
Işık kaynağının bulut, ağaç ya da başka açıklıklardan gelerek konunun bir bölümünü aydınlatmasıdır. Gündoğumunun hemen sonrasında veya günbatımından, yağmurdan sonra bulutların arasından çıkan, ormanda ağaçların veya yaprakların arasından çıkan ışıkların hepsi noktasal ışıklardır. Bu tür ışık kaynakları ile son derece güzel fotoğraflar çıkar.

Dolaylı gelen ışık

Işık kaynağının diğer cisimlere çarptıktan sonra ilk gücünü kaybedip konumuzun üzerine düşen ışıklardır. Kapalı veya bulutlu havadaki ışıktır. Işığın konu üzerine düşen zamanda nasıl dağıldığı nasıl yansıdığına bağlı olarak farklı özellikler gösterir. Dolaylı ışık alan ortamlarda çekim yaparken düşük enstantane değerleri kullanılmak zorunda kalacağımız için sehpa ve daha hızlı filmler kullanmak gerekir.

Yansıma

Ayna veya cam gibi pürüzsüz yüzeylere düşen ışık, geldiği acı ile hiç bozulmadan aynı ışık şiddetini yansıtmasına düzgün yansıma denir. Duvar, kağıt veya kumaş gibi pürüzlü yüzeylerin yansıtmasına dağınık yansıma denir.

Kırılma
Işığın farklı yoğunluktaki ortamlardan geçtikten sonra ışığın yönü değişir. Bu yön değişikliği ışığın geliş açısına, ortamların ışık kırılma katsayılarının oranına ve ışığın dalga boyuna bağlıdır. Kısa dalga boyuna sahip ışıklar, dalga boyu uzun olan ışığa göre daha fazla kırılırlar.

Polarizasyon (Kutuplaşma)

Işık normalde her yönde titreşerek ilerler. Bu titreşimler süresince sadece belli açıdaki titreşimlerin bırakıp, diğerlerinin söndürüldüğü ışığa polarize edilmiş ışık denir.

Kaynak: Megep

Temel Video / Fotoğraf Dersleri – (Beyaz Ayarı)

0

beyaz_ayari

Bazı insanlar beyaz ayarı için tek ihtiyacı olan şeyin beyaz bir kağıt ya da kart, kağıdı ya da kartı kameranın önüne getirip “beyaz ayarı” tuşuna basmaktan ibaret olduğunu düşünür. Aslına bakarsanız şayet çektiğiniz videoda tam bir hakimiyet istiyorsanız bundan fazlasına ihtiyacınız var.

Beyaz Ayarı Nedir?

Beyaz ayarı basit olarak kameranın renk hassasiyeti ile çekim yapacağınız ortamın mevcut ışıklandırmasının birbirine uydurulmasıdır. Dış ortam (soğuk renkler), iç ortam (sıcak renkler), florasan ışığı (yeşil renkler) gibi. Çoğu kamerada beyaz ayarını manuel ya da otomatik olarak ayarlayabilirsiniz fakat profesyonel kameralarda ise durum biraz daha farklıdır. Bu tür kameralarda beyaz ayarını ortam aydınlatmasına göre ayarlamak zorundasınız.

Otomatik Beyaz Ayarı

Birçok kamera tam otomatik beyaz ayarı modunda çalışmaktadır. Hatta bazılarında beyaz ayarı ile ilgili bir ayar bile göremeyebilirsiniz. Genelde amatör kameralarda durum böyledir. Bu gibi durumlarda renk sıcaklığı, beyaz ayarı gibi kavramları düşünmezsiniz. Fakat bunun en kötü yanı karışık ışık ortamlarında kamera en doğru beyaz ayarını bulamamaktadır. Bu sebeple profesyoneller çekim yapacakları her ortamda mutlaka beyaz ayarı yapmaktadırlar.

Manuel Beyaz Ayarı

Manuel beyaz ayarı kameramanın ortamdaki ışıkla kamera hassasiyetini tam anlamıyla eşleştirebileceği ve kameranın renkleri en doğru şekilde algılayabileceği bir ayar çeşididir. Kamera operatörü genelde beyaz bir kartı kameranın önüne getirerek “beyaz ayarı” tuşuna basar ve kamera beyaz renge göre kırmızı (red), yeşil (green), mavi (blue) renk algılama türünü değiştirir. Kamera operatörü çekim yapacağı her ortamda değişin ışık koşulları ile birlikte bu işlemi tekrar etmek zorundadır.

Özellikle çekim yeri ve ortam ışığı değiştiğinde beyaz ayarını tekrar yapmak çok önemlidir. Mesela gün ağarırken ve gün batarken ışık koşulları çok çabuk değişir ve her ne kadar siz bunu anlamasınız da kameranız anlar.

Renk Sıcaklığı

Her tür ışık sayısal bir değere sahiptir. Aşağıda kabaca bu değerler gösterilmiştir.

Gölge 6500K

Günışığı 6000K

Floresan 5500K – 4000K

Alacakaranlık 4000K

Akkor (tungsten) 3500K – 3000K

İnsan gözü ve beyni ışık değişimlerini anlık olarak algılayarak görme biçiminizi değiştirir ve renkleri gerçek halleriyle görmenizi sağlar. Ne yazık ki en pahalı kameralar bile bu konuda insanlarla yarışacak konumda değildir bu sebeple siz çekim yapmadan önce ortamı doğru renklerle kaydedebilmek için kameranıza ortam ışığını tanıtmalı ve beyaz ayarını yapmalısınız.

Beyaz Ayarı Nasıl Yapılmalı?

Beyaz ayarı yapmadan önce kameranızın filtre ayarının bulunduğunuz ortama göre doğru değerde olduğundan emin olmalısınız.  Kamera ekranınızın tamamını beyaz bir kağıt ya da kartla doldurmalısınız ki kameranızın irisi beyazı tamamıyla algılayabilsin. Burada dikkat etmeniz gereken nokta ise beyaz referans kâğıdınız ya da kartınızdır. Şunu belirtmeliyiz ki etrafta beyaz olarak gördüğümüz birçok obje aslında tam anlamıyla beyaz değildir. Mesela üzerinde beyaz t-shirt olan birinin kıyafetine odaklanırsanız ve kıyafet tam anlamıyla beyaz değilse kameranızı yanıltmış olursunuz. Bu sebeple yanınızda sürekli beyaz kağıt ya da kart taşımalısınız ve onu mümkün olduğunca temiz tutmalısınız. Beyaz kağıdınızı kameraya doğru tutarken de ortam ışığını tam anlamıyla aldığından emin olun.